1960'ların ortalarında, uzun anlatı yapıtlarına dikkatimi yoğunlaştırmakta güçlük çektiğimi farketmiştim. Bu güçlük bir süre boyunca bu tür yapıtları okumak kadar yazmaya girişmekte de kendisini göstermeye devam etti. Dikkatimi uzun süre yoğunlaştırabilme becerimi kaybetmiştim; roman yazacak kadar sabrım kalmamıştı. Bu aslında karmaşık, burada sözü edilmeyecek kadar sıkıcı bir öyküdür. Ama bunun şimdi niçin şiir ve kısa öykü yazıyor olmamla oldukça yakın bağlantısı olan bir olay olduğunu düşünüyorum. Bir an önce yaz, bitir. Sallanma. Devam et. Bu olay olduğu zamanlar, yani yirmili yıllarımın sonunda, belki bütün büyük hırslarımı kaybetmişimdir. Gerçekten kaybetmişsem, iyi ki öyle olmuş derim. Hırs ve bir parça şans yazarı ileri götürmek açısından iyi şeylerdir. Çok fazla hırs ve bir terslik, ya da bütünüyle şanssızlık ise öldürücü olabilir. Yetenekli olmak gerekir.
